21 Ekim 2010 Perşembe

Durum Kötü, Hocayı Gönderelim! Ya da...

Düne kadar Süper Lig’deki üç kulüp (Manisaspor, Eskişehirspor ve Gençlerbirliği) kötü sonuçların ardından teknik direktörleriyle yollarını ayırmışlardı. Dün itibariyle Galatasaray teknik direktörü Rijkaard da gönderilenler kervanına katıldı. Henüz sezonun dörtte biri tamamlanmışken bu kadar çok teknik direktör değişikliğinin yaşanması akla şu soruyu getiriyor: Sezon içinde teknik direktörü göndermek kötü gidişe ilaç olur mu?

Ne yazık ki bu konuda ligimiz temel alınarak yapılmış bir araştırma yok. Ancak Avrupa'nın çeşitli liglerinde bu konuda yapılmış çalışmalar var. İsterseniz sorumuzun cevabını bu çalışmalarda arayalım: Allard Bruinshoofd ve Bas ter Weel* Hollanda Birinci Lig’inde 1988-2000 arasındaki tüm sezonları kapsayan bir çalışmada sezon içinde dört hafta üstüste beklenenden kötü sonuçlar alan takımları iki gruba ayırmışlar: Teknik direktörünü gönderenler ve teknik direktörünü göndermeyenler. Teknik direktörünü gönderen takımların performansı, teknik direktörün gidişini takip eden dört haftada bir artış göstermiş. Ne var ki bu performans artışı kısa süreli olmuş. Sezon sonunda takımın yeni teknik direktörle ortalama performansı, eski teknik direktörüyle ortalama performansıyla aynı olmuş. Daha da önemlisi dört hafta üstüste kötü sonuçlar almasına rağmen teknik direktörlerinin arkasında duran kulüpler, teknik direktörünü gönderen kulüplere kıyasla kötü gidişten daha çabuk kurtulmuş, daha yüksek performans artışı göstermişler! Bu durum sadece Hollanda Birinci Ligi ile sınırlı değil. İtalya Serie A ve İspanya La Liga’da başka araştırmacıların yaptıkları benzer çalışmalarda da hemen hemen aynı sonuçlar bulunmuş.

Uzun lafın kısası, şimdiye kadarki çalışmalarda teknik direktörü göndermenin takımın kötü gidişini tersine çevirdiğine dair bir bulgu yok. Teknik direktörü göndermek olsa olsa kısa vadede bir performans artışı sağlıyor; ancak bu performans artışı sezonun geneline yansımıyor. Daha da önemlisi araştırmaların sonuçları teknik direktörün işine son vermektense onun arkasında durmanın sezon içindeki krizlerden başarıyla çıkma olasılığını artırdığını gösteriyor.

Bu bulgular ışığında son dört sezonun üçünde sezon tamamlanmadan teknik direktörünü gönderen bir kulüp yönetiminin sportif başarısızlığın kaynağını başka yerlerde araması gerektiğini düşünüyorum.

* Bruinshoofd, A., & Ter Weel, B. (2003). Manager to go? Performance dips reconsidered with evidence from Dutch football. European Journal of Operational Research, 148, 233-246.

Spor psikolojisine meraklıysanız bunlar da ilginizi çekebilir:
Panter Kaleci (!) Penaltıda Ne Yapar?
Panter Kaleci 2: Top Yine Penaltı Noktasında

2 yorum:

foodie dedi ki...

Aslinda bu durum icinde bulundugumuz ruh halinin aldigimiz kararlari etkiledigine dair arastirma bulgulariyla da ortusuyor. Mesela, Lerner ve arkadaslari (2004) insanlarin mutsuz hissettiklerinde hayatlarinda degisiklik yapmak istediklerini, bunun da ellerindeki seyleri yenileriyle degistirmek istegine donusebilecegini gosteriyor. Bunu takimlarin teknik direktorlerini degistirmesine uygularsak.. Takimin aldigi basarisizlardan kaynaklanan mutsuzluk ve hayal kirikligi oyunculari, yonetimi ya da teknik adami degistirme istegine donusuyor belki de. Diger bir deyisle, bu gibi durumlarda alinan kararlar mantikli olmaktan ote duygusal olabiliyor..

Psychonaut dedi ki...

Bursaspor ve GS ile ligi silip supurmus, Romanya milli takimini o avrupa kupasi senin bu dunya kupasi benim basaridan basariya kosturmus, en Giga teknik direktor Hagi'yi getirdi bu yonetim daha ne olsun?

Ben sucu profesyonel olamamis Turk futbolcularda buluyorum. Bu ulkeye gelmedik teknik direktor kalmadi, adamlarin ne manavligi kaldi, ne dedeligi, ne futbol bilmedikleri. Simdi yeni bir laf cikti "turkiye'nin dinamiklerini anlamadi", "kan uyusmazligi oldu" vs. Problem teknik direktorlerde degil bizim sacma sapan dinamikleri olan futbolcular ve futbol camiasinda.

Adam ilk once bos mukaveleye imza atar (boyle sacma birsey hangi meslekte var?), en bi su takimli benim, baskanim ne derse o olur der, sonra da kendinin 2 kati paraya anlasan, catir catir mukavelesini isleme koyan yabanciya tavir alir.

TV yorumcusu hakem,"Ben bu futbolcunun yerinde olsam Lincoln'u sahada takip ederdim" der.

Yillarin teknik direktoru cikar ben su oyuncunun yerinde olsam birakin oynamayi, kendi kaleme gol atardim der (Guvenc Kurtar, Elano hakkinda)

Bir baska futbolcu arkadaslarini arayip iyi oynamayin dedigi icin kadro disi kalir.

Sonra bu adamlara sen hic bir ulkede alamayacaklari kadar para ver, hepsi kendini bir Messi, bir Puyol sansin. Sonra da tabii yurtdisina gidince fis... Dunya capinda ust duzey takimda duzenli futbol oynamis bir tane bile oyuncumuz yok. Millet hala problemin Turkiye dinamiklerini anlayamayan teknik direktorlerde oldugunu, onu degistirince duzelecegini zannediyor.
Ahmet