13 Şubat 2011 Pazar

Radyodan Maç Dinlemek

Ben futbolla ilgilenmeye 1980'lerin ortalarında başladım. Sizin de ilginiz o kadar geriye gidiyorsa radyodan maç dinlemenin o yıllarda futbolseverlerin hayatında önemli bir yer tuttuğunu hatırlarsınız. Merkez stüdyo organizasyonu üstlenir, dönüşümlü olarak aynı anda oynanan maçlara bağlanırdı. Dinlediğiniz maçın sesi kısılmaya başladığı anda başka bir maçta önemli bir an (bir gol, penaltı veya belki kırmızı kart) olduğunu anlardınız. Dört büyüklerin maçları dışındaki maçlara genelde "dakika ve skor almak" için bağlanılır, büyüklerin maçlarına daha çok zaman ayrılırdı.

Radyodan maç anlatmak televizyonda anlatmaktan ayrı bir hüner ister: Taraftarın gözüyle görmediğini zihninde canlandırabilmesini sağlamak... Haklarını vermek lazım, TRT'nin usta spikerleri bu işi mükemmel yaparlardı. Eğer sahayı tanıyorsanız, zihninizde maçı izler kadar olurdunuz. "Skor tabelası veya deniz tarafındaki kaleye hücum etmek", "protokol tribünü önündeki taç çizgisi üzerinde topa sahip olmak", "orta yuvarlağın kendi yarı sahasına bakan tarafında topu kapmak", "rakip yarı sahasının bir metre kadar içinden ceza sahası yayı üzerine derinlemesine yerden pas atmak". Tamam, belki oyun o zamanlar daha yavaş oynanıyordu ama yine de olan biteni bu kadar detaylı betimlemek spikerin müthiş tempolu ve sürekli bir şekilde konuşmasını gerektiriyordu. Tabii spikerin ses tonundaki yükselme ve düşme ile heyecanımızı artırıp azaltabilmesini de unutmamak lazım. Gol pozisyonu ciddileştikçe spikerin yükselen ses tonuyla oturduğum yerde dikleşmeye başladığımı, pozisyon sonuçsuz kalınca da alçalan ses tonuyla bazen "Neyse atlattık" bazen de "Tüh be" diyerek tekrar eski rahat konumuma döndüğümü hatırlarım.

Çok uzatmayayım. Ne kadar yazarsam yazayım, gerçek bir radyo anlatımının uyandırdığı heyecanın ve canlandırdığı anıların yanına yaklaşamam. Sizleri usta spiker Levent Özçelik'in Galatasaray-Neuchatel Xamax maçındaki efsanevi radyo anlatımıyla başbaşa bırakıyorum. Aşağıdaki klipte radyo anlatımı televizyon görüntülerinin üstüne eklenmiş.




Bunlar da ilginizi çekebilir:
Durum Kötü Hocayı Gönderelim! Ya da...
Panter Kaleci (!) Penaltıda Ne Yapar?
Panter Kaleci 2: Top Yine Penaltı Noktasında

2 yorum:

Camoranesi dedi ki...

Hocam güzel yazı olmuş:)
Bende bu konu hakkında aklıma bir şeyler gelip karalamıştım 1 saat öncesinde

http://nankatsuspor.blogspot.com/2011/03/radyo.html

Radyo resmi ararken görsellerde blogu farkettim baya bi benzermiş hatta Levent Özçelik videosuda koymuştum ki görünce kaldırdım :) Enteresan oldu diyeyim. :)

Emre Selcuk dedi ki...

Camoranesi, benzer seyler dusunmemiz ilginc olmus hakikaten :) O donemlerde futbolu takip edenler icin hakikaten ayri bir yeri var radyo yayinlarinin.