11 Mart 2012 Pazar

Aslında Herkes Skor Yazarı: Sonucu Bilmenin Maç Yorumu Üzerine Etkileri

Fotoğraf: Stefan BaudyAşağıda psikoloji alanında yapılmış bazı araştırmaların sonuçlarını sıraladım. Spor yazarlığı mı, skor yazarlığı mı tartışmasına geçmeden önce lütfen bunları dikkatlice okuyun:

1. Bir çalışmada sıklıkla duyulan şarkıların bıkkınlık yaratıp yaratmadığını anlamak için kişilerin radyoda/televizyonda sık sık duydukları şarkıları mı yoksa  nadiren duydukları şarkıları mı daha çok sevdikleri araştırılmış. İnsanlar nadiren duydukları şarkıları daha çok sevdiklerini belirtmişler.

2. Bir başka çalışmada ise araştırmacılar evli kişileri iki gruba ayırmışlar. Bir gruptan eşleriyle birlikte yaşadıkları 6 güzel şeyi, diğer gruptan da eşleriyle birlikte yaşadıkları 12 güzel şeyi yazmalarını istemişler. Daha sonra tüm katılımcıların ilişkilerinde ne kadar mutlu olduklarını ölçmüşler. İlişkisi hakkında 12 güzel şey yazan grup ortalama olarak, 6 güzel şey yazan gruba göre daha mutlu olduğunu söylemiş.

Bu çalışmaların ikisinin de sonucu çok mantıklı değil mi? Eğer size araştırmaların sonucunu söylemeyip araştırmacıların ne bulduğunu tahmin etmenizi istesem tahmin edebilirdiniz, öyle değil mi?

Ancak yukarıda yazdıklarımın tamamı yanlış. Araştırmalar yukarıda yazdıklarımın tam tersini buluyor:

1. İnsanlar sık sık duydukları şarkıları nadiren duydukları şarkılara oranla daha çok severler. Sadece şarkılar için değil etrafımızdaki tüm diğer nesneler ve insanları da aşinalığımız arttıkça daha çok severiz.

2. İlişkisi hakkında 6 güzel şey yazan insanlar daha mutlu olduklarını söylemişler çünkü 6 güzel şeyi hatırlayıp yazmak 12 şeyi hatırlayıp yazmaktan daha kolay. 12 güzel şey yazması istenen insanlar egzersizi yaparken zorlandıkları için "demek evliliğimde o kadar da çok güzel şey yokmuş" psikolojisine girip ilişkilerinde daha az mutlu olduklarını düşünmüşler.

Şimdi okuyunca bu bulgular da çok mantıklı değil mi? Eğer böyle hissediyorsanız, yalnız değilsiniz. Her insan bu yanılgıyı gösterir. İnsanlar bir olayın sonucunu öğrendikten sonra bu sonucu zaten tahmin edebileceklerini düşünürler ve geriye dönerek nelerin bu sonuca yol açtığını kafalarında kurgularlar. Buna psikolojide "belliydi zaten yanılgısı" denir.

Şimdi dönelim skor yazarlığı mı, spor yazarlığı mı meselesine... Maç yorumcuları da bizim gibi birer insan. Hepimizin yaşadığı psikolojik yanılgıları onlar da yaşıyorlar. Yukarıda sözünü ettiğim "belliydi zaten yanılgısı" onların mesleğinin bir kaçınılmazı. En iyi maç yorumcusu bile eğer yazısını maç bittikten sonra yazıyorsa bu yanılgının kurbanı olacaktır.

O zaman maç yorumları için hiç ümit yok mu? Maç ertesinde bazen keyif bazen hüzünle okuduğumuz bu yorumlar ister istemez maçın sonucuna bağlı olarak mı yazılıyor? Bir çıkış yolu var. O da yorumcuların yazılarını maç sırasında yazmaları. Takımların ilk onbiri ile ilgili görüşlerini maçtan önce not etmeleri ve bir daha değiştirmemeleri. Oyun içerisindeki taktik değişikliklerle ilgili görüşlerini de değişiklik gerçekleştiği anda kağıda dökmeleri ve bir daha dokunmamaları. O zaman tam anlamıyla spor yazısı okumuş oluruz. Oyunun taktik yönünün skora katkısıyla şans faktörünün etkisini de birbirinden daha iyi ayırabiliriz. Hem okuyan/izleyen hem de yazan/söyleyen için daha eğlenceli ve doyurucu bir deneyim olur. Ortada da skor yazarlığı mı spor yazarlığı mı diye bir tartışma kalmaz...

Not: Yazılara verdiğim uzun ara için özür dilerim. Üniversitedeki işlerim son birbuçuk ayda blogla uğraşmama mani oldu. Ümit ederim bundan sonra daha sık yazacağım.

Bunlar da ilginizi çekebilir:
Teknik Direktörün Başarısı Yüzünden Okunur
Taraftarız Biz Çekeriz Cefa... Ama Hatırlamayız!
Ağustos Sıcakları ve Spor Psikolojisi
Panter Kaleci (!) Penaltıda Ne Yapar?

Hiç yorum yok: